26 Haziran 2014 Perşembe

Anne ve babaya hediye

Küçük ve yoksul bir köy talebesinin öğretmeni için kırlardan topladığı bir armağanı paha biçilemez bir armağan olarak her vakit düşünmüşüzdür. Veya parası olmadığı için utana sıkıla öğretmenler gününde bir hazır mendille gelen örenci hikayelerini duyduğumuzda ve okuduğumuzda hepimizin boğazına bir hançer çakılır kalır. İçtenlikle gelen bir hediyenin netlikle tüm yürekleri yumuşattığını suçsuz düşüncelerle alınmış bir hediyenin değerini hiçbir zaman başka bir şeyle değişemeyiz.

Hediyeleşmek bizim kadim kültürümüzde her zaman var olan çok güzel bir haslettir. Bizi biz yapan değerlerin en başında gelir. Uzun bir yola giden akrabamız yüzde yüz geldiğinde eli boş bir şekilde gelmez.

Bir anne için erkek çocuğunun veya kızının elinde bir armağan kutusuyla kapıda belirmesinden daha güzel bir an yoktur herhalde. Keza bir babanın hayatında en mesut olduğu anları sorsanız evlatlarından birisinin ona bir saygı göstermesi Anadolu tabiriyle çocuğunun gününü görmesidir.

Sevdiğimiz insanı düşündüğümüzü ve değer verdiğimizi hissettirmek muhakkak ki fedakarlık ile olur. Fedakarlık ise parasal ve içsel olarak bir şeylerden feragat edebilmektir. Bu yüzden hediye almak için yalnızca özel günler beklenmemeli sevdiğiniz kişiyi her daim düşündüğümüzün bir nişanesi olarak ince olarak düşünülmüş bir armağan almalıyız. Şayet kalplerimizin birbirine ısınmasını istiyorsak bol armağanleşmemiz gerektiğini katiyen unutmamalıyız. Ömür boyu saklanacak bir hediyenin değeri hiçbir şeyle ölçülemez.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder